Epigenetik ve Erken Ölümler

Yakın zamana kadar hastalıkların önemli bir kısmı genetik yapımıza dayandırılıyordu. Fakat bir süredir, bu hikayenin öbür ucu epigenetiğe dayandırılmaya başlandı. Basitçe ifade edersem, genetiğimizden daha önemlisi içinde bulunduğumuz ortam. Örneğin anneniz, babanızda belirli hastalıklar vardı ve siz bu genetik altyapıyı aldınız. Bu sizin aynı hastalıkların riskini taşıdığınız anlamına gelmiyor. Eğer temiz bir yaşam sürüyorsanız ihtimal dahilindeki hastalıklar yanınızdan dahi geçmeyebilir.

Tek yumurta ikizleri üzerinde yapılan çalışmalarda, ikizlerden biri anne ve babasıyla aynı yaşam tarzında tutulmuş diğeri ise sağlıklı yaşam tarzını benimsemiş. Sonuçta sağlıklı yaşamı benimseyende ikizinin başından geçen sağlık problemlerinin görülmediği gözlemlenmiş. Buradan çıkarmamız gereken ders: Genetik yapımız kaderimiz olmak zorunda değil, asıl belirleyici yaşam tarzımız.

Erken Ölümler

Her Yıl 1.7 milyar insan ortalama yaşam süresinden daha erken yaşta ölümü tadıyor. Kazaları, hastane hatalarını bir yana koyarsak, bu kayıpların hemen hemen hepsi, özellikle de bizim coğrafyamızda, yaşam tarzı seçimlerinden kaynaklanıyor. Başı çeken rahatsızlıklar, kalp hastalıkları ve kanser. Burada masada ne bıraktığımızı çok iyi irdelemek lazım. Günümüz ortalamasında masada en az 30 sene ve üzeri bırakılıyor. Bu süreye yaşaken ölü olduğumuz seneler de eklenirse neredeyse 50 heba olmuş seneden bahsediyoruz. Halbuki az bir gayret ve düzenle, doğada kolay kolay edinemeyeceğimiz hastalıklara kapımızı kapalı tutmamız işten değil. Bu durumu damar sağlığıyla ilgili rahatsızlıkları bilfiil gözlemlemiş biri olarak tereddütsüz paylaşabiliyorum.