Optimal Health

I will try to share my experience and stories that are out of my won life and try to give you an idea of how to cope with situations you can face just like I did.

The Prescription of the Blue Zone

Nearly 10 years ago, the regions called blue zones where people of more than 100 years old lived were determined in the world, and it was observed that those people had common properties.

Shifting Perspectives to Achieve Optimal Health

I tried to explain my approach to "modern lifestyle problems" and reasons behind why we have so many health problems in all 'modern' civilizations today. It's my 30 minutes talk from Bangkok International Hospital in Phuket.

My Life Prescription

People writing prescriptions for themselves are people writing their own life stories. I, at least every three months, look at my prescription again and renew it. And, I keenly suggest this to everybody.

Yeni Bir Esansiyel Yağ, Frankincense Oil

Birkaç senedir Boswellia hayatıma antienflamatuar gıda desteği olarak girmişti. Frankincense yağını da bu aileden bir ürün olarak birkaç aydır kullanıyorum. Pek çok farklı bitkisel ürünü denediğim için hangisinin ne kadar faydalı olduğunu bulmakta zorlanıyorum...

Zayıflamak, Fit Olmak ve Kilo Yönetimi

Dr. Michael Greger, paylaştığım NutritionFacts videosunda, elma sirkesi , hindistan cevizi sirkesi vb. sirkelerin kilo yönetiminde nasıl etkileri olduğunu ele alıyor...

8 Principles of China Study

When we talk about holistic health and higher life quality, three main pillars appear as corner stones. Deficiency, Toxemia and Chronic Stress. Dr. Campbells article addresses two of this namely deficiency and toxemia. Deficiency lack of proper nutrition for rejuvenation and toxemia accumulating toxins which blocks our natural flow of health.
,

“Silicon Valley Diet” VS. “Ketogenic Intermittent Fasting”

Josh Quittner'ın “Silicon Valley Diet” makalesinde anlatılan trende TheLifeCo’da biz “ketogenic intermittent fasting” diyoruz. Kısacası “intermittent fasting” (fasılalı oruç) yaparken ketojenik besleniyorsunuz. TheLifeCo’da uyguladığımız beslenmenin farkı, raw-vegan bir diyeti, hayvansal içerikli bir diyete tercih etmemiz.

Thomas Lodi'den "Video Lecture Series On Health"

TheLifeCo Phuket’in doktoru Thomas Lodi’nin yüzlerce videosu youtube ve benzeri mecralarda bulunmakta. Dr. Lodi, yaklaşımında ticari kaygılara yer vermedigi için doğanın gözünden sağlığımıza bakabilmekte ve bize kazanan reçeteler sunabilmekte.

Subscribe to My Blog

Dert Bende Derman Bende

Tıbbın yolculuğu: Sarı Kral’dan, Hipokrat’a ve Oradan Günümüz Modern Tıbbına:

TCM (Traditional Chinese Medicine/ Geleneksel Çin Tıbbı) Çin’de Sarı Kral’ın deneyimlerine dayalı kayıtlar ile başlar ve Hipokrat’ın: “Yediklerin ilacın, ilacın yediklerin olsun” anlayışıyla devam eder. Günümüz modern tıp anlayışı ise (bütünleşik tıp hariç) acil durum yönetimi ekseninde şekillenmiştir. Kısacası modern tıbbın bugünkü ana uğraşı, teşhis edilebilen semptomların kontrol altına alınmasıdır. Bunu da kısaca “ameliyat ve ilaç odaklı semptom yönetim sanatı” olarak görebiliriz. Eski terminolojideki “şifa” kavramı ise tamamen iyileşmeyi hedefler ve şifalanmak, kişinin kendi sorumluluğunda bir süreçtir.

Dert Bende Derman Bende

İnsanoğlu “havale etmek” kavramına bayılıyor. “Seni Allah’a havale ettim!” diyebildiği gibi hastalıklarını da doktoruna havale edebiliyor. Halbuki, Latince’den gelen anlamıyla doktor; yol gösterici, öğretmen demek. Hastalık hala hastanın işi ve iyileşme süreci de tamamen bireysel bir mücadele. Arınma, doğru beslenme; huzurlu, dingin ve iyileşmeyi destekleyici bir zihin durumu, iyileşmeyi isteyen bir anlayışta olmak ve de iyileşmeyi hızlandırıcı doğal destek terapileri bizim hammaddelerimiz. Semptom tedavisinin ötesinde bir iyileşme/şifa isteyen herkesin “kurban” değil “oyuncu” kimliğiyle (maksimum sorumluluk bilinciyle) mücadele etmesi gerekir. İyileşme süreçlerinde, acil müdahale gerektiren durumlarda, modern tıptan alınacak desteğin önemi yadsınamaz. Acil müdahaleyi  takip eden dönemde ise “bütünüyle iyileşme” için modern tıbbın eli kolu bağlıdır. Tamamen iyileşme sürecinde, kişinin kendine dönerek sorumluluklarıyla yüzleşmesi gerekir.

Ersin Pamuksüzer

 

Mavi Zon Reçetesi

Yaklaşık 10 sene önce, mavi zonlar diye adlandırılan, dünyada 100 yaşından fazla yaşayanların olduğu bölgeler belirlendi ve bu insanların ortak özellikleri olduğu gözlemlendi.

Bu ortak özellikler bize en basit  iyi-yaşam reçetesini veriyor. Birinci ortak özellikleri sebze ağırlıklı bir beslenme şeklini benimsemeleri, ikinci sırada ise ömür boyu bir uğraşlarının olması geliyor. Üçüncü ortak özellikleri akşam yemeklerini erken yemeleri. Sonuncusuysa sosyal ve insanlarla güzel ilişkiler içinde kişiler olmaları. Bu 4 basit prensibe bağlı kaldığımız bir reçeteye, olumlu düşünme alışkanlıklarını, belirli bir hareketliliği ve sürekli zihinsel aktivitede bulunmayı da eklersek reçetemizi mükemmelliğe taşımış oluruz.

Gıda Takviyeleri ve Kolon Sağlığı

Günümüzde gıda takviyelerine olan gereksinim, insanoğlunun kaybolan yeme-içme dengesini tekrar sağlamak için “öz” bir beslenme şekline ihtiyaç duymasından kaynaklanmaktadır. Gıda takviyeleri mükemmel tamamlayıcı besinlerdir. En gözdeleri “hazım enzimleri”dir ve özellikle pişmiş olarak aldığımız gıdaların hazmını kolaylaştırmada bu enzimlerin yeri büyüktür. Faydalı bakteriler olan “probiyotikler” bağışıklık ve sindirim sistemini destekler. Uykuya dalmakta güçlük ya da uykusuzluk çekiyorsanız “melatonin” takviyesi, anti-inflamatuvar olarak “omega-3” ve “zerdeçal”, genel vitamin-mineral desteği olarak ise çeşitli bitkilerin toz haline getirilmesiyle oluşturulan “yeşil zincir” veya benzeri takviyeleri kullanabilirsiniz. Gıda takviyeleri günümüz dünyasında sağlıklı yaşamın bir gerekliliği haline gelmiştir.

Kolon Sağlığı

Kabızlık sorunundan muzdarip bir aileden geliyorum. Genç yaşlarda kendi rekorumu kırmıştım. Dile kolay 2 hafta. Yeni hayatımda da bu sorun dünyamı allak bullak etti ve her türlü çözüme açıktım. Dostum Dr. Lodi sakın 24 saatten fazla transit taşıma diyordu. Danimarkalı kolon uzmanı Dr. Bernardson ise bağırsakları sağlıklı insanlar hasta olmaz, onları temiz tutmak sağlığın ilk gereğidir diyordu. Diğer yandan ortalama her bir Avrupalı’nın 4.5 kilo transit taşıdığı, Amerika’da bunun 5.5 kiloya ulaştığı korkutucu verilerdi. Lifli beslenme, seyahat enema kiti, veya kliniklerdeki kolon temizlikleri kurtarıcılarım olmuştu. O dönem 24 saat kuralım oluştu. Ayrıca probiyotikler (faydalı bakteri takviyeleri) yatmadan önce her gecemi süslüyor. Herkes gibi benim de başlangıçta kolon temizliğine dair kaygılarım vardı. Ama sevgili doktor arkadaşlarım Kolon-Hidro dışındaki müdahalelerin zararsız olduğunu, tarih boyunca her çağda kullanıldığını ve kaygılanmamam gerektiğini söylediler.

Kolon-Hidro’yu ise doktor ve uzman hemşire eşliğinde yılda iki tur, 5’er kere yapmamın yeterli olacağını söylediler.. Artık temiz bir iç dünyam var.

Ersin Pamuksüzer

Yiyecekler ve Kolay Kazanımlar

Yiyeceklerde 5 Tat:

Yediklerimiz duyularımıza 5 farklı şekilde ulaşır. Tatlı, tuzlu, ekşi, bitter (acı/buruk) ve de kokularıyla. Aşçılar çeşitli sos, baharat, krema ve yağların ardına gizleyerek bizlere her şeyi yedirebilirler. Yediklerimizi çok çiğnemenin bir amacı da tatların derinlerindeki gerçeğe ulaşmak ve gıdalarla ilişkimizin iç yüzünü ortaya çıkarmaktır. Yeme sırasında başka iş yapmamak gerçek tada ulaşmanın ikinci gereğidir. Hele bir de gözünüzü kapatırsanız duyularınız ve lokmanız müthiş bir birliktelik yaşar ve içinizdeki gurme ortaya çıkar. Sağlıklı yaşama giden yolda hakiki gurmelik kesin bir çözümdür. Diğer taraftan kandırılmak istemiyorsak yemeklerimizi saf halleriyle tüketebiliriz. Avokadoyu, havucu ve hatta gerekirse eti de sossuz tüketmek sağlıklı beslenme yolunda önemli bir adımdır.

Hazım ve Lifli Yiyecekler

Yaşamın en yoğun kaynak gerektiren olaylarından biri olan hazım (diğeri yer çekimi) üzerinde durulması gereken bir başlık. İyi yaşamanın, kaliteli uykunun, gençliğin ve pekçok şeyin sırrı hazmı kolay besinler yemekten ve öğün aralarını uzun tutmaktan geçer. Fasılalı oruç bu bağlamda anlam kazanır. Hazım sorunu yaşadığımızda ve hazma destek olmamız gerektiğinde, mide asiditesini düzenlemek için hcl (hidro klorik asit), hazmı kolaylaştırmak için hazım enzimleri, anti-enflamatuar olaraksa zerdeçal masamızda yer almalıdır. Bir doktor arkadaşımın tavsiyesi doğrultusunda özellikle kötü beslendiğimi düşündüğüm zamanlarda hazmımı destekleyecek ürünleri bonkörce kullanıyorum. Lifli yiyecekler ve psillium gibi gıda takviyeleri ise bağırsak sağlımız açısından oldukça önemlidir. Bunlar da kolay kazanımlar olarak hayatımıza girmelidir.

Pişirmede Hasar Yönetimi

Masamıza gelen yiyeceklerin bünyemizdeki yolculukları başlamadan önce başlarından birtakım hikayeler geçer. Başına az şey gelmış çiğ yiyecekler en sağlıklı olanlardır. Buharda pişmiş yiyecekler az hasarlıdırlar, kaynatılmışlar, kavrulmuşlar, fırınlanmışlar, yağda kızartılmışlar ve ızgara edilmişlere doğru giden yolda hasar giderek artar. Gıdanın başından geçen her işlem besin değerini ve yapısını değiştirir ve vücudumuza yabancılaştırır. Toksik öğeler arttıkça vücudun ödeyeceği bedel yükselir. Bu sebepten seçimlerimizi yaparken çiğ gıdaları her zaman masanın bir köşesinde tutmalıyız. Her adımımızın bilincinde olarak miktarı ve yeme sıklığını azaltmalıyız. Az pişmiş gıdalara yönelmek, yemeklerin aşırı pişmiş, yanık yerlerinden uzak durmak gibi pratik çözümlerle hasarı azaltmak bizim elimizde.

Interval Training

 

 

Vücudun akması, hareket etmesi sağlıklı yaşamın gerekliliklerinden biri olarak hep karşımıza çıkar. Burada en doğru yol doğal hareketliliktir ancak şehir hayatında bu kolaylıkla gözden kaçar. Bunun yerini spor salonlarına abonelik ve evde yapılabilecek çalışmalar alır. Benim kişisel olarak uyguladığım ve en verim aldığım egzersiz yöntemi  “interval training”.  Bu yöntemde bir hareketi 30 saniye hızlı, 90 saniye yavaş yapmak ve 8 kere tekrar etmek esas. Böylelikle 16 dakikada mükemmel bir çalışma yapmış olursunuz. Örneğin evde, trambolinde 90 saniye düşük hızda zıplayıp 30 saniye hızlanmak ve 8 kere bunu tekrar etmek. Aynı şekilde sahilde 90 saniye yavaş bir tempoda yürürken 30 saniye koşar adıma geçtiğimizde ve bunu 8 kez tekrarladığımızda çok iyi bir çalışma çıkarmış oluruz. Bunun dışında kendi ağırlığımızla yapacağımız squat veya plank gibi egzersizler, iyi bir ağırlık antrenmanı olacaktır. Son olarak da hayatımıza esnemeye yönelik birkaç hareket sokabilirsek mükemmel bir egzersiz serisi gerçekleştirmiş oluruz.

Ersin Pamuksüzer

Su ve Hava

Su İçmeli, Hem de Alkali Su

 

Doğduğumuzda vücudumuzda %90 olan su miktarı öldüğümüzde  %65 seviyelerine iner. Kısacası yaşlanmak kurumaktır. Yaşam devamlılığımızın en önemli adımı su içmektir. Gün içinde vücut ağırlığımızın % 5 ine cevap verecek kadar su içmemiz tavsiye edilir. Ayrıca içtiğimiz suyun alkali, iyonize vs. olması önemlidir. Bugünlerde şehir su dağıtım şebekesinin kireçlenmemesi sağlığımızdan çok daha önemli olduğundan, plastik şişelerdeki suların güneş altında bırakılması ve plastiğin suya nüfuz etmesi pek de önemsenmediğinden kendi göbeğimizi kendimiz kesmemiz gerekiyor. Günümüzde ihtiyacımız olan suyu uygun şekilde muhafaza ederek tüketmek bizim sorumluğumuzda.

 

İyonize Hava

 

Çevre kirliliği tavan yapıp suyumuzun yanında havamızı da işgal ettiğinden en azından yatak odamıza bir hava iyonizeri alarak, 8 saat boyunca uygun hava solumamızı garanti etmekte yarar vardır. Bu küçük yatırım bize ormanda, şelale başında uyur gibi soluma keyfi yaşatacaktır.

ERSİN PAMUKSÜZER

Uyan! Ey Beynim!

 

 

Vücudumuz, varlığımızın ve bütünlüğümüzün en önemli parçalarından birisi olmasına rağmen bazen onun ihtiyaçlarını göz ardı eder, dediklerine kulak asmayız. Hayat yolculuğunda, vücudumuza pek çok görev yükleriz, o da bu görevleri layıkıyla yapmaya çalışır. Herşey yolundayken destek olmak, yardım etmek pek aklımızdan geçmez. Görevini başarıyla yaptığında şükredip ödüllendirmeyiz de; yapamadığında, hastalandığında “Senin neyin var? Nereden çıktı bu?” diye hayıflanırız.

Vücudumuz aynı anda trilyonlarca işlem yapabilecek kapasitede bir hacme sahiptir ve bu sistemin girdileri bizim yiyip içtiklerimizdir. Genellikle vücudumuzun ihtiyacı olduğunu bildiğimiz girdileri es geçer, sadece beynimizi dinleriz ya da dükkan sahiplerinin ticari başarılarını dikkate alan seçimler yaparız.                             Cheesecake yemeyi seçmek, Cheesecake Factory’i ve beynimizi mutlu eder. Bu seçimle vücudumuza “çalış / pislen, bana ne” mesajı vermiş oluruz. İşler sarpa sarana kadar da bu mesajı vermekten çekinmeyiz. İşte bu noktada beynimize bir “uyan!” çağrısı yapmak gerekir.

Ağzımıza koyduğumuz her şey, vücudumuzun bir parçası olmak için yola çıkar. Beslenmek, doğru malzemenin doğru yere ulaşmasını sağlamanın peşinde olmaktır; gerisi tıkınmaktır. “Ne için tıkınılır?” -Keyif için. “Kimin keyfi?” –Benim. İşte bu noktada “benim” derken dürüst olup “beynimin” demeliyiz. Çünkü “Benim” cevabı tüm bedenimizi kapsıyor.

Beslenme-Tıkınma  dışında bir de üstünü örtmek için yemek yeriz. Adı ister “duygusal tıkınma” ister “tıkınma nöbeti” olsun, kafa rahatsızlıklarımızın ve çözemediğimiz düğümlerin üstünü tıkınarak örtmeye çalışmak bizi bir “katmerli hasar” döngüsüne sürükler. Bu düzende yeri gelince keyiften atıştırılır, yeri gelince dertten tıkınılır. Bu döngüde asıl muhattaba ihtiyaçları sorulmaz. Muhattabın sisteminde sorunlar baş gösterdiğinde ya da büyük arızalar yaşandığında ise isyan edilir. İsyan anında en sık sorulan sorular: “Tanrım neden ben?” ve “Niye beni bulur bu hastalıklar?”dır.

Lütfen tıkınmayalım; üstlerini örtmek yerine dertlerimizi çözmeyi seçelim.

 

Beslenmek Demişken

 

 

N/C (Nutrition/Calory) – (Besin / Kalori)

 

Besin maddeleri (vitaminler, mineraller, enzimler, amino asitler, fito kimyasallar vb.) vücudumuzun her bir noktasını inşa eden alt elemanlar veya onların tetikleyicileridir. “Beslenme – Tıkınma” ikilisinin beslenme yanını bunlar oluştururlar. Tıkınma ise keyif için yeme, besin değeri yeteri kadar dolu olmayan şeyleri vücudun gerçek ihtiyaçları dışında tüketme olarak algılanabilir. Besin/Kalori endeksi, tükettiğimiz her birim gıdanın içerdiği besin miktarının endekslendiği bir tablodur. Örneğin karalahana, besin değeri açısından 1000’lik bir değer ile tavan yaparken, şeker 0 ile dibe vurmuş durumdadır. Zeytinyağı ise 9’luk bir kalori başına besin değerini temsil etmektedir.

 

Beslenme – Yeme/Tıkınma Karşılaştırması

 

“Beslenirken” besin değeri yüksek gıdaları tercih ederiz. Örneğin; çiğ badem, taze koyu yeşiller, gün kurusu kayısı gibi işlenmemiş sebze, meyve ve kuruyemişler. “Yemek” ise genellikle hayatımıza işlenmiş gıdalar olarak girmektedir. Yemeklerde, taze malzemeler, pişirme, kızartma, kaynatma, ızgara vb. yöntemlerle besin değerlerinden yoksunlaştırılıp en iyi ihtimalle yalnızca mineral içerikleriyle karşımıza çıkmakta ve boş bir beslenme şekli oluşturmaktadır. Kısacası beslenmek istiyorsak yiyeceklerimizi doğadaki hallerini koruyarak tüketmeliyiz. Örneğin soğuk sızma, ısıtılmadan sıkılarak elde edilen bir yağ şeklidir. Her ne kadar kalorisi yoğun bir yapı da olsa en azından içindeki besin değerleri ısıtılarak değişikliğe uğratılmamıştır.

Yedik İçtik Şimdi Ne Yapacağız?

Balığın sağlıklı olduğu, puro içmenin diyet kabul edildiği bir dünyadan gelen, yaşamın her yönünü tanımış, 46 yaşında biri olarak bu soruyu kendime sorduğumda cevabım “düzeltmek lazım” oldu. İlk girişimim 7 günlük detoks sonrası 7 hafta sebze yemek ve arkasından bir hafta daha detoks yapmaktı. İki ay sonunda 86 kilodan 18 yaş kilom olan 68 kiloya düşmüştüm. Derhal bir takip sistemi edindim ve kendime 68-72 aralığını tanımladım. 72’yi geçince detoks yapıp 68 düşerek son 15 senemi bu aralıkta geçirdim. Öyle onlarca kilo alıp vererek bedenimi ve beynimi üzecek marjlara izin vermedim. Artık takip sistemine gerek bile duymuyorum, bu aralıkta kalabilir haldeyim.

Bu yolculukta bir sürü ara duraklarım oldu, haftada bir gün, pazartesileri sıvı detoksu yapmaktan tutun da, bugün uyguladığım, “besleyici fasılalı oruç” (nutritarian intermitent fasting)’a kadar… Yol boyu en önemli bulgum, gıda sektörünün beslenme değil ticari odaklı olduğunu fark etmem oldu. Sektörün tüketiciye sunduğu ürünlerin güvenilir bir yanı kalmamıştı. Beslenmek, neredeyse bütün sorumluluğu tüketiciye ait bir olgu haline gelmişti. Gördüm ki besin değerinin kaloriye oranını maksimize etmek gibi bir bilince sahip olmalıyız. Yani 1 kalorilik bir besindeki enzim, aminoasit, vitamin, mineral vs gibi vücudun yapı taşlarının bulunma oranı ne kadar yüksekse tercihimiz bu yönde olmalı da diyebiliriz. Örneğin, karalahanada bu oran 1000 iken 1 kalorilik zeytinyağında bunun 9’a düştüğü öğrendim. Koyu yeşil sebzelerin bu konuda şampiyon olduğunu da… Bizlere hep et ye, balık ye denmez miydi? Onların keyif için ya da mecbur kalırsak yaşamı sürdürmek adına yenebileceği noktasına kadar ilerledim. Evet, bu doğru, şaka değil. Ayrıca ürünlerin etiketini okumaya başladım. Fark ettim ki bu etiketlerde doğada tanınmayan yalan maddeler dolu. Bize yutturulmaya çalışılan; yiyeceklerin raf ömrünü uzatan kimyasalların yanı sıra lezzeti artırırken bünyenin dengesini bozan katkı malzemeleri ve bir dolu yalan… Tüm bunlar bana “Uyan Şaban!” der gibiydi. Ben de uyandım. Beslenme sistemim bana dayatılan gibi değil, benim karar verdiğim gibi olacaktı.

İlk iş olarak kahvaltı yerine bir yeşil içeceği, öğle yemeği yerine besleyici atıştırmalıkları, akşam ise erken yenen sebze bazlı bir yemeği rutinime soktum. Kontrol dışında, yani davette  iken veya seyahat ederken hasar minimizasyonunu hedefledim. Kendime marj verdim, bu sayede strese girmedim. Hayatıma bol su ve yeşil çayı (Oloong çayını) dahil ettim. Susuzluğun açlık ile aynı duygu yarattığını beynime isledim. Keyif için yemeyi, yalnızca keyif aldığımda yemeyi esas ettim. Bizlere tam tersi öğretilmiş olsa da, tabakta yemek, şişede bira ve de bardakta şarap  bırakmayı kendime hedef koydum. Doyunca “tamam” diyebilmeliydi insan. Her şeyi başkalarının standartlaştırdığı oranda tüketmek zorunda değildik. Kendi kararımızı verebilirdik. Bütün bunlar, yeni yaşam tarzımın temel taşları oldu.

Artık yemek yemek, benim için beslenmek ve keyif için tıkınmak olmak üzere ikiye ayrılmıştı. Tıkındığımda çiğnemeden herhangi bir içeceğin yardımı ile yutar gider oldum. Beslendiğimde ise çiğneyip her bir tadı, kıvamı hissederek yiyordum. Denemek isteyenlere tavsiyem, sevdikleri bir şeyi gözlerini kapatıp 40 kere çiğneyip yeniden değerlendirmeleri olur. Çoğu kez bu işlem sonunda sevdiğimiz yiyecekler tatlarını yitirirler. Yani aslında Yüzde 80 beslenmek, yüzde 20 kaçamak yaparsak ideal bir beslenme/keyif oranını yakalamış olacağımızı düşünüyorum. Bu oranı tutturduğumuzda vücut mükemmele yakın çalışır ve az aşınır.  Yemeyin demiyorum ama gereksiz, farkında olmadan yediğiniz anların sayısını azaltın diyorum özetle.

ERSİN PAMUKSÜZER

 

80/20 Oranı Ve Fasılalı Oruç

 

80/20 Oranı

 

Yaşadığımız ortamı inkar edecek halimiz yok. Şüphesiz ki günümüz dünyasında her yanımız yalan besinler ve işlenmiş gıdalarla dolu. Bu yüzden huzurlu yaşamak ve kendimizi baskı altında hissetmemek adına %20 – %30 aralığında bir hata oranı (yani keyif için yeme – tıkınma) bizim için can kurtarıcıdır ve vücudumuz da bunu rahatlıkla kaldırabilir. Kısacası %70 – %80 beslenirken orta halli bir hata payını cebimizde taşımakta fayda var. Bu denge aynı tabakta yer alabileceği gibi öğünler arasında da sağlanabilir.

 

Fasılalı Oruç

 

İnsanoğlunun doğal dünyasında Migros, Carrefour vs. olmadığından aç kalmak ve bulunca yemek vardır. Kısacası doğal halimiz “fasılalı doğal oruç” üzerine kuruludur. Bunu günümüz dünyasında en kolay sağlamanın yolu, yeme içmemizi gün ortası 12 ile akşam 6 arasına sıkıştırıp geri kalan sürelerde bitki çayı ve su tüketimi ile olabilir. Fasılalı oruç bizim için anti-aging, kilo yönetimi vs. gibi konuları toptan çözen ve bizi sağlıklı yaşama bağlayan bir yöntemdir.

 

Yemeklerin Doğru Karışımı

 

Hazım süreci yönetimi bir sanattır. “Hangi yemekleri ne zaman ve nasıl karıştırabiliriz?”

Yavaş karbonhidratları, yani genellikle sebzeleri ve özellikle yeşil sebzeleri, diğer gıdalar ile karıştırabilirsiniz ancak diğer gıda gruplarını (meyveler, hayvansal gıdalar, hızlı karbonhidratlar) sebzeler dışında birbirleri ile karıştırmamak tavsiye edilir. Böylece insan metabolizmasını en çok yoran aktivitelerden olan hazım faaliyetini makul bir seviyeye çekip hasar yönetimi yapmış oluruz.

Ersin PAMUKSÜZER