Life Lessons

I will try to share my experience and stories that are out of my won life and try to give you an idea of how to cope with situations you can face just like I did.

From Birth to Today: Reference Frame

We are born with our parents’ genetic structure, our immediate family and the close environment format us. After this, religion and the existing dominant culture affect who we become, and school adds the final main brushstrokes. On top of that, work, social life and experiences come as a polish. This is our conceptual environment.

You Are Not Your Career; it is Only Your Reflection in the Business World

I sometimes observe people talking for hours about their jobs as if their life is nothing more than their jobs. In one of my first jobs, when I met with the big boss, he/she advised me of two things. The first one was, “Be careful of the ones who insist on never making any mistakes; most probably they do nothing and just sit about,”

15 yıldır yaşamayı öğrenmeye çalışıyorum

Doğan Haber Ajansı'ndan Aynur Tattersall ile gerçekleştirdiğimiz söyleşi...

Kendi Ajandamızda Özgürleşmek

Her birimiz, günlük yaşamımızda bir ajandanın parçasıyız. Bu ajanda erken yaşlarda daha demokratiktir. En azından çocuk olduğumuz için yaptığımız saçma şeylere "oyun, ne de olsa daha çocuk" diye göz yumulur. Ancak okul hayatı devreye girdiğinde ajandanın çok büyük bölümü kapanmış olur. Ardından iş hayatı, sosyal yaşam derken kendimizi yaşayacak, sorgulayacak vaktimiz kalmaz.

Yaşamı Çözmek Hakkında

Darious Foroux, binlerce , milyonlarca hemcinsi gibi yaşamını keyifli bir hale getirme gayretini “The Most Important ‘Life Hack’ I’ve Learned” başlıklı yazısında anlatmış.

Uzaktan Çalışmak, Dijital Göçebelik ve Üretken Olmak Üzerine Tavsiyeler

Günümüzde fizik gücü gerektiren işler dışında çalışan hemen hemen herkesin uzaktan çalışma, seyahat-hareket halinde olma bunun yanında üretken, verimli ve high impact iş yapmaya ihtiyacı var. 92 Pieces of Advice on Being Productive, Working Remotely, and Digital Nomading makalesinde bu ihtiyaçları dikkate alan öneriler...

Döner Kapı ve Biriken Çöpler

Döner Kapı Olmak Yaşam hepimiz için akarken; bir uğraştan diğerine koşmak, tenis maçı seyreder gibi bir haberden öbürüne ya da bir sosyal medya gönderisinden diğerine zıplamak bizi döner kapıya çevirir. Hayatımızın anlamını…

Epigenetik ve Erken Ölümler

Yakın zamana kadar hastalıkların önemli bir kısmı genetik yapımıza dayandırılıyordu. Fakat bir süredir, bu hikayenin öbür ucu epigenetiğe dayandırılmaya başlandı. Basitçe ifade edersem, genetiğimizden daha önemlisi içinde…

Ben ve Önceliklerim

Seni Emmek İsteyen İşlere Kendi Önceliğini Getir: Dünya seni her gün çeşitli yaşanmışlıklara davet ederken sense kendi kendini yaşamaya çalışırsın. Bir arkadaşın yemeğe çağırır, patron proje verir, çocuğun masal…

Subscribe to My Blog

 

 

 

From Birth to Today: Reference Frame

 

We are born with our parents’ genetic structure, our immediate family and the close environment format us. After this, religion and the existing dominant culture affect who we become, and school adds the final main brushstrokes. On top of that, work, social life and experiences come as a polish. This is our conceptual environment.

Our conceptual environment plays the main role in our sense of the world and what is happening around us. All our character and identity are formed as a result of these. When we notice the wrong formations, it is not at all easy to reform them. Changing habits might take years. The “us” which is programmed from before forms the root of our journey. For example, I have been actively trying to rewrite myself from the beginning for 15 years. I am trying to change my habits and put more beneficial, joyous ones there instead. I know this as my process of change and improvement, and as my responsibility. For the life of me, I would never have believed that the formations given to me in my early years are this difficult to change if I hadn’t tried. I’ve learned that to change a habit we need to first of all be at peace with it, and accept it as it is, without making bargains with frailty; filling their space with new and better activities. And to have the new and good ones stable, we must have determination and awareness that we cannot abandon… I have learned these things by living. And I am trying to say this: May God help us all…

There is no point in blaming those who gave us the formations that we don’t like. They are also living according to the formations they were given by others, so what can they do? The problem comes from the links in the chain like me, who question this. Change starts in these links…

Ersin Pamuksüzer

You Are Not Your Career; it is Only Your Reflection in the Business World

I sometimes observe people talking for hours about their jobs as if their life is nothing more than their jobs. In one of my first jobs, when I met with the big boss, he/she advised me of two things. The first one was, “Be careful of the ones who insist on never making any mistakes; most probably they do nothing and just sit about,” and the second one was, “We will not benefit from people who do not spare time for themselves and have nothing else to do in their lives apart from their work. If they do not have the ability to spare time for themselves, then how are they going to manage our jobs?” Since then, I especially cared about the balance of my work and my other existence in life. Every healthy existence should have an aspect other than work. As a hobby, socially, as love etc.

 

15 yıldır yaşamayı öğrenmeye çalışıyorum

Doğan Haber Ajansı’ndan Aynur Tattersall ile gerçekleştirdiğimiz söyleşi:

Türkiye’nin en çok kazanan yöneticilerinden ve ‘Ferrarisini satan bilge’ olarak tanınan Turkcell’in kurucularından Ersin Pamuksüzer, keşfettiği mutlu ve sağlıklı yaşamın sırlarına dair ipuçları verdi.

”15 yıldır yaşamayı öğrenmeye çalışıyorum” diyen ve başarının sadece iş ve para olmadığını fark ettikten sonra Turkcell’deki tüm idari görevlerinden istifa ederek, zamanının büyük bir kısmını ruh ve beden detoksu için ayıran Pamuksüzer, daha iyi ve daha kaliteli bir yaşam için ”zehir yönetimi” diye bir beceri kazanılması gerektiğini söyledi.

Tüm idari görevlerinden istifa ederek, zamanının büyük bir kısmını ruh ve beden detoksu için ayırmaya başladıktan sonra hayatının tamamen farklı bir yön aldığını belirten Pamuksüzer, keşfettiği  mutlu ve sağlıklı yaşamın sırlarına dair ipuçlarını anlattı.

İş hayatındaki yoğun tempoya son verdikten sonra Tayland’ın en büyük adası Puket’e yerleşen Pamuksüzer, burada The LifeCO adını verdiği toksinlerden arınma (detoks) merkezini kurdu. Kate Moss ve Naomi Campbell gibi ünlülerin tercih ettiği bu merkezde Pamuksüzer DHA’nın sorularını yanıtladı.
“İyi ve kaliteli yaşayın”
İyi ve kaliteli yaşamanın hayatının en önemli alanlarından biri olduğunu vurgulayan Pamuksüzer, “Her insanı sürükleyen bir şey vardır. Buna hırs diyebiliriz. Burada da hırsın dindiği bir platform vardır. Para yapma hırsı, yönetme hırsı, güç, beğenilme, takdir edilme… Herkes ya bir tane ya da birkaç tanesinin kombinasyonunun üstüne biner ve o şekilde yol alır. Buna alternatif ise (başka bir sürükleyen neden yoksa) bir çeşit ermişliktir. Bu noktada ise kendi kendine olduğu kadarını yaparsın. Olmadığı kadarını da yapamazsın. Sonuçta “yeteri kadar” felsefesi ortaya çıkıyor.

“Bir hedefin varsa onun stresini yaşarsın. Bir hırsın, bir hedefin peşinde koştuğun zaman onun ne kadar uzağına düşersen, o kadar bunalımını yaşarsın. Öbür taraftan da kendi kendine konulmuş, herhangi bir şekilde üstünde baskısı olmayan hayatın gerçekleştirilmesi olarak algılanarak yapılan işlerde o stresi yaşamazsın çünkü üzerine stres bindirdiğin zaman, o stresin genellikle başarıyı azalttığını görürüz” dedi.
“Detox’a gittim hayatım değişti “
The LifeCo’yu şans eseri kurduğunu belirten Pamuksüzer, hırs üstüne binmiş liderlik yapmaktan kendini emekli edince başka bir şey yapmak istediğini ve şans eseri bir detoks merkezine gittiğini ve bundan sonra hayatının değiştiğini vurgulayarak şöyle devam etti:

“Bildiğim her şeyin doğru olmadığını gördüm. İş hayatında her şeyi bilen iyi bir lider, iyi yönetici, iyi hedefçi biriyken; su içmeyi, yere eğilmeyi, tuvalete çıkmayı, nefes almayı kısaca  hayatı yaşamayı bilmeyen bir adam olduğumu gördüm. İş hayatında her şeyin başarı elde etmek olmadığını anladıktan sonra iki yıl boyunca her ay 10 gün ‘Nasıl nefes alınır, nasıl yemek yenir; nasıl çiğnenir, nasıl yürünür, nasıl meditasyon yapılır ve nasıl düşünülür?’ gibi konular üzerinde yoğunlaştım”

Daha sonra öğrendiklerini uygulayabileceği bir merkez kurmaya karar verdiğini ve dünya çapında ün yapan The LifeCo’nun bu şekilde ortaya çıktığını söyleyen Pamuksüzer, iyi ve kaliteli yaşayabilmek için zehir yönetimi diye bir beceri kazanılmasının neden önemli olduğunu şu sözlerle ifade etti:

“İyi yaşayabilmek için zehirlenmemek bunun yerine İyi beslenmek vekronik stresten uzak durmak lazım. Stres yönetimini iyi yapacaksın ya da o ilişkiden uzak duracaksın. Ruh ve beden sağlığında en önemli  şeyin vücuda az zehir girmesidir. Peki, zehir vücuda nasıl giriyor? Elbetteki havadan, yediğimiz gıdalardan, içtiğimiz içeceklerden; düşünceden ve karşı ilişkilerden…

Zehir yönetimi diye bir beceri kazanmanız lazım. Vücuda az zehirli yiyecekler girmesi lazım. İlişkilerin, soluduğumuz havanın, kullandığımız saç boyası makyaj malzemesinin az zehirli olması lazım. Yani sonunda bir tarafta zehir yönetimi var.”

Öteki tarafta da sağlıklı bir vücudu yürütebilmek için doğru malzemeyle beslemek gerektiğini de vurgulayan Pamuksüzer, “Bu besin olur, düşünce,  ilişki veya tecrübe olur ama bunların da doğru olması lazım. Kendi kendini besleme yalnız yeme içme değil zihinsel ve sağlıklı beslenme düşüncesel ve ilişkilerdeki pozitiflik vs bunlar da olmalı.”

Kendi hayatında sonradan yüzleştiği eksikleri gidermek için büyük çaba sarf ettiğinin altını çizen Pamuksüzer, stresle yaşandığında vücudun kendi kendini yenilemesi için uygun bir ortam olmadığını çünkü stres anında vücudun tek görevinin hayatta kalmaya çalışmak olduğunu, yaşamı yenileyemediğini ve yenilenemeyen vücudun da ölüme, yaşlanmaya ve  mutsuzluğa sürüklendiğini söyledi.

Pamuksüzer vücudun akışkanlığını yitirdiğini belirterek, ”Zehirlenme ve beslenmeyi iyi yönetmen lazım. Kronik strese karşı kendini dingin tutacak bir stres yönetimi lazım. Bunun üzerine tamamlayıcı unsurlar var, sauna yapıp terleyeceksin, müzik dinleyeceksin, iyi uykunu alacaksın, spor yapacaksın, esneyip ağırlık kaldıracaksın. Bunun gibi tamamlayıcılar var. Örneğin iyi bir uykun yoksa büyük bir tamamlayıcıyı kaybetmiş oluyorsun” diye konuştu.

http://haber.dha.com.tr/dunya/ersin-pamuksuzer-15-yildir-yasamayi-ogrenmeye-calisiyorum/haber-1568790

Kendi Ajandamızda Özgürleşmek

Her birimiz, günlük yaşamımızda bir ajandanın parçasıyız. Bu ajanda erken yaşlarda daha demokratiktir. En azından çocuk olduğumuz için yaptığımız saçma şeylere “oyun, ne de olsa daha çocuk” diye göz yumulur. Ancak okul hayatı devreye girdiğinde ajandanın çok büyük bölümü kapanmış olur. Ardından iş hayatı, sosyal yaşam derken kendimizi yaşayacak, sorgulayacak vaktimiz kalmaz. Kısacası kendimizi yaşayamaz hale geliriz. Bir döner kapı haline geldiğimiz bu dönemde ajandamız bizi nereye çekerse oraya döneriz. Ajandamızı boş tutabilmek veya istediğimiz gibi şekillenmesini sağlamak büyük bir lükstür. İşte yaşam bu noktada başlar. Ajandamızdaki konulara birer dış unsur olarak bakabildiğimizde, kendi rolümüzü ajandanın içindeki herhangi bir rol olarak görüp bu rol ile özdeşleşmediğimizde ise yeniden özgürleşiriz. Bu noktada yaşamımızı ajanda esaretinden kurtarıp yaşamaya başlarız.
Ajandalar, görev ve sorumluluklarımızla el eledirler. Ajandamızı rahatlatmak, yumuşatmak ya da gevşetmek, üzerimizdeki sorumluluklar konusunda da rahatlamamız ve sanal yüklerden kurtulmamız anlamında gelmelidir.
Ersin PAMUKSÜZER

Yaşamı Çözmek Hakkında

Darious Foroux, binlerce , milyonlarca hemcinsi gibi yaşamını keyifli bir hale getirme gayretini “The Most Important ‘Life Hack’ I’ve Learned” başlıklı yazısında anlatmış.

Duyguları ve enerjisi arasındaki bağdan yola çıkarak oluşturduğu reçete “nasıl iyi hissediyorsan, nasıl enerjini yüksek tutuyorsan o yolda devam et; Kötü hissettiren, enerjini azaltan dünya uzantılarından uzak kal” olarak özetlenebilir.

Linkten yazının tamamına ulaşabilirsiniz.

https://medium.com/personal-growth/the-most-important-life-hack-i-ve-learned-81caab921d0f

Uzaktan Çalışmak, Dijital Göçebelik ve Üretken Olmak Üzerine Tavsiyeler

Günümüzde fizik gücü gerektiren işler dışında çalışan hemen hemen herkesin uzaktan çalışma, seyahat-hareket halinde olma bunun yanında üretken, verimli ve high impact iş yapmaya ihtiyacı var. 92 Pieces of Advice on Being Productive, Working Remotely, and Digital Nomading makalesinde bu ihtiyaçları dikkate alan öneriler ve iyi alışkanlıklar sıralanmış durumda. Kendimizi geliştirme sürecinde ilk adımımız, mevcut yaşamımızdaki davranış dizilerimizi çıkarıp bunlardan hangilerini silip atıp hangilerini tutacağımızı ve attıklarımızın yerine koyacaklarımızı seçmemize yardımcı olabilecek bir liste çıkarmamız olmalıdır. Değişim, gelişim süreçlerinde önceliklendirme, kısa ve öz bir şekilde konuya odaklanma, bağlantılı her şeyi birlikte görebilme ve de faydalanabilecek araçları kullanmaktan kaçınmama temellerinde şekillenebilir.

Ersin Pamuksüzer

Döner Kapı ve Biriken Çöpler

Döner Kapı Olmak

Yaşam hepimiz için akarken; bir uğraştan diğerine koşmak, tenis maçı seyreder gibi bir haberden öbürüne ya da bir sosyal medya gönderisinden diğerine zıplamak bizi döner kapıya çevirir. Hayatımızın anlamını unutur ve kim bizi nereye çevirirse bilinçsizce oraya dönmeye başlarız. Burada durup “Ben ne yapıyorum?” diye sorgulamak; hayata yeniden ve farkındalıkla tutunmak bizim için tek çözümdür. Benim zihin dövmelerimden bir tanesi “Şu anda döner kapılaşıyor muyum?” sorusudur. “Döner kapılaşmayan” kişi,  “hayat ajandasını” ve hayatına anlam kattığına inandığı şeyleri yaşar. Akışta kaybolmak, çoğunlukla depresyona yolculuktur.

Çöp Dökmek Yasaktır!

Yaşarken uyanık olmak hayati önem taşır. Her an bir dostumuz, bir televizyon, sosyal medya ya da gazete haberi küt diye bir kova çöpü önümüze dökebilir. Eğer farkında değilsek ve döner kapılaştığımız bir yaşam sürüyorsak ömrümüz bu çöpleri beynimizde taşıyarak geçer. Onun için farkında olup böyle bir çöp dökme anında “sağol ama ben almayayım” diyebilmeyi öğrenmeliyiz. Bol çöp üreten yapılardan uzak kalmak gerek. Yoksa ciddi miktarda gereksiz negatif yük ile dolduruluruz ve bu kronik bir acıya dönüşür, altından kalkmamız zorlaşır.

Ersin Pamuksüzer

Epigenetik ve Erken Ölümler

Yakın zamana kadar hastalıkların önemli bir kısmı genetik yapımıza dayandırılıyordu. Fakat bir süredir, bu hikayenin öbür ucu epigenetiğe dayandırılmaya başlandı. Basitçe ifade edersem, genetiğimizden daha önemlisi içinde bulunduğumuz ortam. Örneğin anneniz, babanızda belirli hastalıklar vardı ve siz bu genetik altyapıyı aldınız. Bu sizin aynı hastalıkların riskini taşıdığınız anlamına gelmiyor. Eğer temiz bir yaşam sürüyorsanız ihtimal dahilindeki hastalıklar yanınızdan dahi geçmeyebilir.

Tek yumurta ikizleri üzerinde yapılan çalışmalarda, ikizlerden biri anne ve babasıyla aynı yaşam tarzında tutulmuş diğeri ise sağlıklı yaşam tarzını benimsemiş. Sonuçta sağlıklı yaşamı benimseyende ikizinin başından geçen sağlık problemlerinin görülmediği gözlemlenmiş. Buradan çıkarmamız gereken ders: Genetik yapımız kaderimiz olmak zorunda değil, asıl belirleyici yaşam tarzımız.

Erken Ölümler

Her Yıl 1.7 milyar insan ortalama yaşam süresinden daha erken yaşta ölümü tadıyor. Kazaları, hastane hatalarını bir yana koyarsak, bu kayıpların hemen hemen hepsi, özellikle de bizim coğrafyamızda, yaşam tarzı seçimlerinden kaynaklanıyor. Başı çeken rahatsızlıklar, kalp hastalıkları ve kanser. Burada masada ne bıraktığımızı çok iyi irdelemek lazım. Günümüz ortalamasında masada en az 30 sene ve üzeri bırakılıyor. Bu süreye yaşaken ölü olduğumuz seneler de eklenirse neredeyse 50 heba olmuş seneden bahsediyoruz. Halbuki az bir gayret ve düzenle, doğada kolay kolay edinemeyeceğimiz hastalıklara kapımızı kapalı tutmamız işten değil. Bu durumu damar sağlığıyla ilgili rahatsızlıkları bilfiil gözlemlemiş biri olarak tereddütsüz paylaşabiliyorum.

Ben ve Önceliklerim

Seni Emmek İsteyen İşlere Kendi Önceliğini Getir:

Dünya seni her gün çeşitli yaşanmışlıklara davet ederken sense kendi kendini yaşamaya çalışırsın. Bir arkadaşın yemeğe çağırır, patron proje verir, çocuğun masal okumanı ister, eşin sinemaya gitsek mi der, köpeğin oynamak ister. Sen ise bir plan veya öncelik çerçevesinde kendini gerçekleştirmeye çalışırken bütün bu çağrılara cevap vermek zorundasındır. Tam da bu noktada kendini gerçekleştirme sürecini ve senden beklenenleri dengeleme maharetini göstermelisin. Yoksa başkaları için yaşayan ve kendini ihmal etmenin mutsuzluğu altında ezilen birine dönüşürsün. Varoluşumuzu asla bencillik üzerine kurgulamamalıyız ancak kendimizi yok sayacağımız bir düzene de evet dememeliyiz. Abartılmamış kişisel önceliklerle dış dünya taleplerinin dengelenmesi sağlıklı bir duruştur.

Benim de Bana İhtiyacım Var

Gün içinde işe, aileye, eşe, dosta, topluma, televizyona, gazeteye, sosyal medyaya zaman ayırırken muhakkak kendimizi de hatırlamalıyız. Bizim de bize ihtiyacımız var unutmayalım. Kendinize ayırdığınız kaliteli zaman, yani başka uğraşlardan arınmış olan zaman, sizi besler, güzellik katar, gençleştirir, zihninizi açar, dinç tutar. Faydaları saymakla bitmez.

Ben sabah, gün içinde ve akşam olmak üzere minimum 3 kez, her biri 40 dakika ile 1 saat arası sadece kendimle ilgilendiğim aralıklar yaratıyorum. Bu aralıkları meditasyon yaparak, müzik dinleyerek, kendimi geliştirci videolar izleyip kitap okuyarak geçiriyorum. Ufak da olsa bir kıpırdanıp yürüyüp, bir iki esneme hareketi yapıp vücuduma merhaba demeyi benimsedim. Bu dinginlik anları hormonal yapıma denge getirdiği gibi, vücudumun kendini yenilemesinin de alt yapısını oluşturuyor. Tabii ki gelecekteki zihin sağlığımın temelleri de bu anlarda atılıyor.

Kulaklıksız dolaşmaz oldum, bir aralık yakaladığımda müzik dinlemek veya brainwave generator aplikasyonunun meditasyona sokan tonlarını dinlemek için. Kendinize ayırdığınız bu farkında aralar verimlilik sınavında müthiş bir fark yaratır. Verimli olmanın ve iyi iş çıkarmanın keyfini yaşamayı unutmayalım. Gün içinde kendine zaman ayırmak büyük bir zenginliktir.

Çevre ve Biz

Çevre, bizi besleyen, nefeslendiren, sulayan, ruhumuzu renklendiren dünya güzeli bir nimettir. Bunun farkına vardığımızda yaşam başlar, kuş sesini duymuyorsak yaşamıyoruz, bir dönme dolabın içinde, zihinsel oyunlara esir kaldık demektir. Dalında bir yeşil-sarı limon veya bir tomurcuk gül “beni gör!” dediğinde duymuyorsak, çevremizden kopuğuz ya da öyle bir kanıksama içinde körleşmişiz ki güzellikleri fark etmiyoruz artık demektir. Yazık! Bu kopukluk zamanla doğanın ve doğalın kıymetini yitirmemize ve onların olmadığı bir hayat inşa etmemize sebep olur. İşte güzelim İstanbul’umuz ortada… Daha taş, daha kalabalık, daha gri… Bu noktaya gelmişsek, dünyamız, çevremiz özünü kaybeder, yaşamımızı yarattığımız toksik bir ortamın içinde tüketiriz. Bizim artık görmeyi beceremediğimiz güzellikler bir yerlerde yaşıyor olsalar da burada asıl yok ettiğimiz, içimizdeki doğa olur. Ben demiyorum ki dünyayı kurtaralım… Yok öyle bir şey. Ama kendi çevremizi kurtarabilir, kanallarımızı açıp iyi bir gözlemci olabiliriz. Gözlemlediğimiz çevremizde kendi iyileştirme kalemlerimizi çıkarıp bunları gerçekleştirebiliriz. Dünyadaki bu güzellikler ile konuşup, koklaşıp onları yaşar hale gelebiliriz. Bu noktada zaten ana gelip, anı yaşar olmuşuzdur. Bunun yanında varoluşumuzda doğaya minimum hasar felsefesini benimseyip bunun da kazananı olabiliriz. Örneğin tüketim tercihlerimizi bu şekilde yapabiliriz. Yerel ürünleri tüketerek, dünyanın taşımacılıktan yediği darbeye katkıda bulunmamayı seçebiliriz. Bir de bu işin az ve öz kolay kazanımları var. Örneğin yatak odamıza hava iyonizer koymak, bize uyku sırasında kaliteli hava solutur. Suyumuzu alkali ve iyonize eden bir makine havamızın/suyumuzun kalitesini yukarı çeker. Elektro manyetik dalgalara karşı korunmak için bir şeyler kullandığımızda temel sorunları elimizden geldiği kadar adreslemiş oluruz. Çevre bizim ve gelecek nesillerimizin evidir onu temiz ve mükemmel tutmak bize olduğu kadar geleceğimize de bir olumlu katkıdır.