Neden bu girişimi başlattınız/kurdunuz?
2002 yılında yaşam tarzı değişikliğine başladığımda baya etkilendim insanın kendi yaşamını yeniden yapılandırmasından  ve yaşam tarzı merkezi olarak İstanbul’da bir nokta yaratmak istedim. Bu bağlamda da Kuruçeşme’de 1700’lerden beri hizmet veren bir hamamı satın almıştım. Ona göre yeniden yapılandıracaktık fakat bu inşaat süreci uzun sürdüğü için bina bittiğinde bizim artık “yaşam merkezi” konseptimize uygun pek bir şey kalmadı. Yeteri kadar ilginç değildi. Onun üzerine değişim amaçlı holding, nargileci, dondurmacı, avukatlık ya da mimarlık ofisi vb. kullanımların dışında alternatif nasıl bir konsept yaratırız buraya yakışan, buraya ruh verecek diye düşündük. O sırada sanat alanında yenilikçi yapılabilecek bir şeylerle birlikte bir sanat hub, yaratıcılık hubı, çekim merkezi yaratabilir miyiz diye bir fikrimiz oluştu ve bu bağlamda burayı açtık ve devamında da burayı dünyaya taşımayı düşünüyoruz.

Nedenlerinizin arasında kişisel değerleriniz de bulunuyor mu? Sizi bu yolculuğuya çıkaran değerleriniz hangileri?

Yani en önemli değer benim yenilikçi ruhum, cesaretim işte ne biliyim iş kurup geliştirmedeki rahatlığım. Yoksa hiç bilmediğim bir dalda böyle bir girişime başlamak o kadar kolay bir şey değil. Ama benim girişimci ruhum var ve insanda o ruh olduktan sonra her şeyi yapmaya soyunabiliyorsun.

Bu girişimin hangi sorunu çözdüğünü düşünüyorsunuz?
Biz burayı açarken şu sorunu çözelim diye bir fikrimiz yoktu. Biz aslında ne yapıyoruz; bir şekilde bu hayallerimizi gözlemleyebilecek, hissedebilecek, soluyabilecek bir dünya yaratmaya çalışıyoruz. Bu dünyayı hissedip, soluyup, içinden geçildiğinde sanal olarak ya da fiziken bir takım sorunları çözenler ve işte kendini iyi hissedenler olabilir. Güncel konuların içinde aydınlık farklı bir dünya yaşamamızın zevkini alanlar olabilir. Bu işlere meraklı insanlar bir şekilde burada kendine bir kimlik, bir mutluluk, bir frekans birliği hissedebilirler. Kısacası bizim kafamızda şu sorunu çözeceğiz diye bir sorunumuz yok. Herkes hangi sorunununu çözerse biz ona açığız. Kimisi gelip tuvaletinizi kullandık diyebilir benim en büyük ihtiyacım oydu der biz buna da açığız.

Bu girişimin paydaşlarında nasıl bir değişimi hareketi, tetiklemek istiyorsunuz? Dinleyenlerin nasıl düşünmesini, hissetmesini istiyorsunuz?

Benim açımdan bakacak olursak, ben pek sanattan anlayan birisi değilim. Sanat hakkında fikrim olabilir ama sanattan anlayan birisi değilim. Dediğim gibi, benim yenilikçi, farklı dünyalarda iş yapabilme kabiliyetim var. Burayı bir çekim merkezi olarak görüyorum ama çektiğimiz şeylerin birbiriniden zıt şeyler, aykırı şeyler olması benim için anlam taşıyor. Burada mesela Galeri Binyıl ile işbirliği yapıyoruz. Çünkü Galeri Binyıl’ın işi sanat benim işim sanat değil. Bir diğeri İstanbul Tasarım Fabrikası’yla işbirliği onların işi tasarımcılık yaratımcılık. Diğer taraftan da işbirliği yaptığımız yatırımcılar var. The LifeCo yine benim bir uzantım olarak yaşam tarzı alanından partnerlik ediyor. Öbür tarafta StartersHub’la bir girişimcilik projemiz var. Bahçeşehir Üniversitesi’yle yakınız. Onlarla belki bir şeyler yapacağız. Kısacası bu bir çekim merkezi olarak diktiğimiz bir fidan yani bugün ilk tohum atılıyor. Bu tohumun zaman içerisinde değişik deallara, ortaklıklara gittiğini göreceğiz.

Yol ortaklarınızı nereye götürmek istiyorsunuz? Bu hikayeyi dinledikten sonra ne düşünmesini, ne hissetmesini, ne yapmasını istiyorsunuz?

Yani işte benim yaklaşımımda son noktadan çok yolculuk önemli. Şimdi bizim davranış dizimizde yok iste Roma’ya gideceğiz Erzurum’a gideceğiz diye bir davranıştan çok, Roma’ya yapacağımız yolculuğun keyfini yaşamak var. Yani işte burayı nereye götürmek istiyorsanız global olarak tanınan bilinen ve kendi dalında yenilikçi damgası yemiş bir yer haline getirmek istiyoruz. Önemli olan bu yolculuğu keyifli yapmamız, ziyaretçilerimizle iş ortaklarımızla, çalışanlarımızla, bizimle beraber sanal kişilerle a ve b şeklinde bizimle birlikte olan kişilerle bunu keyifli bir sekilde yolculuk yapmak istiyoruz. Ha bi bakacaksınız on sene sonra şu anda hiç düşünmediğimiz bir yerdeyiz. Ama zaman içinde göreceğiz.

Yaşam bizi nereye götürürse orası ama şu an orası neresi bilmiyoruz. Siz nereye gitmek istiyorsunuz?

Eve 🙂 yani siz nereye gitmek istiyorsunuz? İnsan hiçbir yere gitmek istemez. Bir yere gitmek bir derttir bir hastalıktır. Bir taraftan denir ki; insanın hedefleri olmalı vs. Doğrudur bir hedefin olmalı ama o hedeflerinle ilgili barışıklığın yeteri kadar loose olmalı, yeteri kadar yumuşak olmalı, esnek olmalı ki yarin bir gün hedefin yüzde otuz sağına yüzde yirmi soluna düştüğünde bunalıma düşme hedefe varamadığında bunalıma düşme yani kabaca bir hedefimiz var. Kabaca hedefimiz yenilikçi sanat içinde co-working space’ı birlikte yaratıp, işte ne bileyim dijital dünyaya yakın olan, aynı zamanda sanal olarak her yere dokunulabilen bir dünya yaratmak istiyoruz. İşte bu dünya üzerinde koordinatları olmayan bir yer. Ben sana koordinat veremem. Sonuçta kapı numaram yok. Bir tarafa gitmek istiyorum ama önemli olan bu yolculuktan keyif almak ama bugün de keyif almak yarın da keyif almak.

Hedef kitleniz kim?

Hedef kitlemiz bizim yapmak istediğimiz şeylere ilgi duyan, keyif duyan herkes. Yani bizim şöyle bir hedef kitlemiz yok. Üç lirası olsun, beş lirası olsun, mavi gözlü olsun, siyah saçlı olsun, Japon olsun, Türk olsun gibi bir hedef kitlemiz yok. Bizim hedef kitlemiz bizimle aynı duyguları paylaşan insaların buralardan bizim yarattığımız ortamlarda aktif olarak rol alması ve onların yarattığımız şeye kattıklarıyla daha güzel şeylerin ortaya çıkması. Hedef kitlemiz bize katkıda bulunan ve bizim yarattığımız dünyada bulunan keyif alan insanlar. Bunun dışında dünya varlıkları olabilir çiçekler, hayvanlar, böcekler, sivrisinekler vs.

İnsanların buraya gelmeleri neden önemli? Buradan onların payına düşecek olan ne?

Onların birbirlerinden ilham almaları, birbirleriyle konuşarak birbirlerine ilham vermeleri, huzur vererek, keyif vererek bizim için win to win. Yani biz burayı açarken şunu şuraya getirelim diye bir mantığımız yok. Burası bir açık büfe ve bu açık büfeden beğenen varsa buyursunlar tabaklarına alsınlar veya kendi yaptıkları yemekleri varsa buyursunlar koysunlar ama bizim illa bunu yiyeceksin şunu yiyeceksin gibi bir kaygımız yok herkes kendi çapında buraya katkıda bulunabilir ve buradan ilham alabilir.

Bu projeyle ilgili kendi aydınlanma anınız var mı, varsa paylaşır mısınız?

Valla daha projede aydınlama anına gelecek kadar ilerleme kaydedemedik. Bizim girişimcilikte bir lafımız vardır; minimum viable product. Yani minimum viable distance yani bu da nedir? Asgari ürün veya asgari başlayabilir hali. Şimdi biz burda şu anda asgari haliyle başlıyoruz. Yani hemen hemen sıfır noktasındayız. Yani biz “haaa biz tamamız” hiçbir zaman olmayacağız çünkü tarih boyunca kendimizi yenileyerek yeni bir şey hissi yaratacağız ama bir süreliğine uğraşacağız. Olmuş gibi olacağız ama olmamız herhalde bir iki senemizi alır. Ama o sırada mesela aydınlanma anları olabilir ama şu anda woaw aydınlandım gibi bir şey yok.

Peki mesela açmak için aaa ben burayı bu hale getirmeye karar verdim dediğiniz bir anınız var mı?

Yok, yani burası bir mekan, mekanın içine ruh veren şeyler mekanı tamamlayıcı. Bu bir mekan ve mekansa kiralanabilir, nargile merkezi olabilir, efendim dondurmacı olabilir, mimar bürosu, avukat bürosu, holding bürosu olabilir. Bunların hepsinin binaya verdigi farklı bir ruh var. Hamam bi hamam ruhuyla yaşıyor. Şimdi biz buraya farklı bir ruh vermek istedik. Bir sanat buluşma noktası gibi bir ruh aslında. Bu ruhu vermek için işte binanın bilmem nesinden daha çok önemli olan soft dediğimiz, işin içindeki ruh hali yumuşak özellikler yani elde tutulamayan özellikleri yaratmak gayretimiz.

Gerçekten kimleri etkilemek, ikna etmek istiyorsunuz?
Şimdi demek istediğimiz burası bir arayış merkezi. Burası kimi ikna etmek istediğini kendi bulacak ve bu iki üç sene sürecek. İki üç sene içinde ikna etmek istediğimiz community ya birlikte buluşacaklar diyecekler aa biz aradığımız communityi bulduk. Bu bir süre içinde oluşacak bir şey aa ben Hasan’ı ikna etmek istiyorum Hasan’ı buraya çağırayım değil. Bir dünya yaratıyorsunuz o dünyaya frekansı tutanlar, o dünyadan keyif alanlar kendilerini bulacaklar ve burası da onları arıyor olacak onarla da yine girişimcilikle product market fit yani ürün geliştirmek ve ondan faydalanacak olanların bir uyum anı ve burası bir uyum anı yaşayacak ama kimlerle ne zaman uyum içinde olacak bilmiyorum yani zaman içinde olacak .

Mesajınız nedir?

Bizim görevimiz burayı yaşayabilir, hissedilebilir, keyif alınabilir halde tutmak ve keyif alınabilir hale getirmek. Mesajımız da buyrun gelin, hepiniz hissedin yaşayın keyfini çıkarın iyi ki varsınız.

Instagram HAH

Facebook HAH

Web Sitesi