Kendi Ajandamızda Özgürleşmek

Her birimiz, günlük yaşamımızda bir ajandanın parçasıyız. Bu ajanda erken yaşlarda daha demokratiktir. En azından çocuk olduğumuz için yaptığımız saçma şeylere “oyun, ne de olsa daha çocuk” diye göz yumulur. Ancak okul hayatı devreye girdiğinde ajandanın çok büyük bölümü kapanmış olur. Ardından iş hayatı, sosyal yaşam derken kendimizi yaşayacak, sorgulayacak vaktimiz kalmaz. Kısacası kendimizi yaşayamaz hale geliriz. Bir döner kapı haline geldiğimiz bu dönemde ajandamız bizi nereye çekerse oraya döneriz. Ajandamızı boş tutabilmek veya istediğimiz gibi şekillenmesini sağlamak büyük bir lükstür. İşte yaşam bu noktada başlar. Ajandamızdaki konulara birer dış unsur olarak bakabildiğimizde, kendi rolümüzü ajandanın içindeki herhangi bir rol olarak görüp bu rol ile özdeşleşmediğimizde ise yeniden özgürleşiriz. Bu noktada yaşamımızı ajanda esaretinden kurtarıp yaşamaya başlarız.
Ajandalar, görev ve sorumluluklarımızla el eledirler. Ajandamızı rahatlatmak, yumuşatmak ya da gevşetmek, üzerimizdeki sorumluluklar konusunda da rahatlamamız ve sanal yüklerden kurtulmamız anlamında gelmelidir.
Ersin PAMUKSÜZER